Okurken'deki her şey, tek bir zaman akışında.
2026 Okuma Hedefim Üzerine
Bu yıl kendime koyduğum kitap hedefinin arkasındaki mantık ve sayının kendisinden çok neyi önemsediğim.
1984
George Orwell
Bu benim ikinci okumamdı ve ilginç bir şekilde ilkinden çok daha rahatsız edici geldi. Belki yaşça büyümüşlüğün, belki de güncel gündemin etkisi. Orwell'in kurduğu totaliter dünya o kadar detaylı ki, kitabı bir distopya kurgusundan çok bir uyarı el kitabı…
“Örnek alıntı: Büyük Birader'in gözetim temasını özetleyen bir cümleyi buraya ekleyin.”
1984, sayfa 3
“Örnek alıntı: 101 numaralı odadaki sahneden seçtiğiniz bir alıntı buraya gelebilir.”
1984, sayfa 297
'İkili düşün' (doublethink) kavramı, kitaptan aylar sonra bile günlük hayatta karşılaştığım çelişkileri adlandırmama yardımcı oluyor.
Newspeak bölümündeki dil-düşünce ilişkisi üzerine ekler, romanın en akademik ama en ilgi çekici kısımlarından biriydi.
Winston ve Julia'nın ilişkisi bana hep 'sistemin izin verdiği kadar özgürlük' hissi verdi — hiçbir zaman tam güvende değiller.
Okurken'i Neden Kurdum
Yıllardır dağınık şekilde tuttuğum okuma notlarını tek bir yerde toplama fikri nasıl bu platforma dönüştü.
Okumaya başlandı
İnce Memed
Yaşar Kemal
Yıllardır rafımda duran bu kitabı sonunda okudum ve keşke daha önce başlasaymışım dedim. Yaşar Kemal'in dil işçiliği başka bir seviyede; Çukurova'nın sıcağını, tozunu, ağalık düzeninin ağırlığını neredeyse fiziksel olarak hissediyorsunuz. Hikaye basit bir…
“Örnek alıntı: Çukurova'nın anlatıldığı doğa tasvirlerinden birini buraya ekleyebilirsiniz.”
İnce Memed, sayfa 45
“Örnek alıntı: Memed'in dağa çıkma kararını verdiği sahneden bir cümle buraya gelebilir.”
İnce Memed, sayfa 210
Çukurova tasvirleri o kadar canlı ki, kitabı okurken sık sık haritaya bakıp bölgeyi hayal etmeye çalıştım.
Memed'in eşkıyalığa sürüklenişi bir 'kötü adam' hikayesi değil, doğrudan sistemin ürettiği bir zorunluluk gibi anlatılmış.
Abdi Ağa karakteri klişe bir kötü adam olabilirdi ama Yaşar Kemal ona bile insani bir derinlik vermeyi başarmış.
Körlük
José Saramago
Henüz bitirmedim ama üzerine bir şeyler yazmadan duramadım. Saramago'nun kurgusu çok basit bir "ne olurdu" sorusuyla başlıyor: Ya bir şehirdeki herkes aniden görme yetisini kaybetseydi? Ama cevap hiç basit değil. Kitabın en rahatsız edici tarafı, körlüğün…
“Örnek alıntı: Bu bölümde toplumun çöküşünü tarif eden bir pasaj var, kendi seçtiğiniz cümleyi buraya ekleyebilirsiniz.”
Körlük, sayfa 88
Yazarın noktalama işaretlerini neredeyse tamamen bir kenara bırakması ilk 20 sayfa boyunca beni zorladı, ama sonra tuhaf bir akışa kapılıyorsunuz.
Karakterlerin isimsiz olması — 'doktorun karısı', 'siyah gözlüklü kadın' gibi — salgının herkesi nasıl eşitlediğini daha ilk sayfalardan hissettiriyor.
Savaş ve Barış
Lev Tolstoy
Aylar süren bir aradan sonra ikinci cilde başladım. Savaş sahnelerinin artık daha sık ve daha yoğun olduğunu hissediyorum; Andrei ve Pierre'in yolları bu ciltte daha da netleşiyor. Henüz bitirmedim, ilerledikçe güncelleyeceğim.
İlk ciltten aylar sonra devam etmeme rağmen karakterleri hatırlamakta zorlanmadım; bu da Tolstoy'un onları ne kadar iyi çizdiğinin kanıtı.
Tutunamayanlar
Oğuz Atay
Türk edebiyatının en çok konuşulan ama en az okunan kitaplarından biri olduğunu düşünüyorum ve şimdi sebebini daha iyi anlıyorum: 700 sayfayı aşan hacmi ve deneysel yapısı gözünüzü korkutabiliyor. Ama bu kitap sabrınızı fazlasıyla karşılıyor. Oğuz Atay, Selim…
“Örnek alıntı: Turgut'un Selim'in izini sürdüğü bölümlerden birinden seçtiğiniz cümleyi buraya ekleyin.”
Tutunamayanlar, sayfa 112
“Örnek alıntı: Roman boyunca tekrar eden 'tutunamayan' teması üzerine bir pasajı buraya ekleyin.”
Tutunamayanlar, sayfa 340
“Örnek alıntı: Kitabın sonlarına doğru yer alan iç monolog bölümünden bir alıntı buraya gelebilir.”
Tutunamayanlar, sayfa 690
Selim Işık'ın günlükleri ile Turgut'un anlatımı arasında geçişler ilk 100 sayfada kafa karıştırıcı geldi, sonra bir ritim buldum.
Kitabın kendi biçimiyle de bir 'tutunamama' hâli sergilemesi — dipnotlar, farklı anlatı biçimleri, ansiklopedi maddeleri — bence dehanın kanıtı.
Bu kitabı bitirmek bana bir maraton koşmuş hissi verdi; hem yorucu hem de bittiğinde gurur verici.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Ahmet Hamdi Tanpınar
Tanpınar'ın mizahını beklemiyordum açıkçası; "Huzur"u okuduğumdan beri onu daha melankolik bir yazar olarak biliyordum. Bu roman tam tersine kahkaha attıran, ama aynı zamanda derin bir toplumsal eleştiri taşıyan bir eser. Hayri İrdal'ın hayatı üzerinden…
“Örnek alıntı: Enstitünün kuruluş sahnesinden seçtiğiniz ironik bir cümleyi buraya ekleyin.”
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, sayfa 260
Hayri İrdal'ın anlatıcı sesi o kadar samimi ki, kitabı bir dostunuzun anlattığı uzun bir anekdot gibi okuyorsunuz.
Doğu-Batı modernleşme çatışması bu kadar eğlenceli bir dille daha önce hiç anlatılmamıştı bence.
Simyacı
Paulo Coelho
Herkesin bahsettiği ama benim bir türlü bağ kuramadığım kitaplardan biri oldu. Santiago'nun yolculuğunun ardındaki fikri seviyorum ama anlatım biçimi bana fazla didaktik geldi. Her karşılaşmanın ardından gelen "hayat felsefesi" cümleleri, ilk birkaçında…
İlk 50 sayfadan sonra her diyaloğun bir 'hayat dersi' vermeye çalıştığını fark edince ritmi bozuldu benim için.
Belki farklı bir ruh halinde okusam daha çok keyif alırdım, bir ara tekrar denemeyi düşünüyorum.
Beyaz Geceler
Fyodor Dostoyevski
Dostoyevski'ye giriş için mükemmel bir kitap olduğunu düşünüyorum; "Suç ve Ceza" gibi devasa bir esere başlamadan önce yazarın diline ısınmak isteyenlere tavsiye ederim. Dört gece boyunca geçen bu kısa roman, yalnız bir hayalperestin beklenmedik bir aşk…
“Örnek alıntı: Anlatıcının Nastenka ile ilk karşılaşma sahnesinden bir cümleyi buraya ekleyin.”
Beyaz Geceler, sayfa 22
Kısa ama duygusal olarak çok yoğun bir okumaydı; bir günde bitirebileceğiniz kadar kısa ama etkisi günlerce sürüyor.
Adı verilmeyen anlatıcının yalnızlığı, şehir tasvirleriyle o kadar iyi harmanlanmış ki St. Petersburg'u neredeyse gezmiş gibi hissettim.
Bu devasa romana ilk cildiyle başladım ve Napolyon Savaşları öncesi Rus aristokrasisinin panoramik bir portresini çizen bu kısmı büyük bir keyifle okudum. Tolstoy'un savaş sahneleri kadar salon sohbetlerine de aynı titizlikle eğilmesi, romanı sadece bir…
“Örnek alıntı: Balo sahnesinden seçtiğiniz bir cümleyi buraya ekleyin.”
Savaş ve Barış, sayfa 140
Karakter sayısının bolluğu ilk 100 sayfada kafa karıştırıcı olsa da, Tolstoy'un her birine verdiği özen sayesinde hızla alışıyorsunuz.
Kitaplar, alıntılar, incelemeler, notları ve blog yazılarının tamamını tek bir zaman akışında görmek için arşive göz atabilirsiniz.
Aramaya başlamak için yazmaya başlayın.